|
| |
 |
Bir insanın Ankaralı olduğunu nasıl anlarsınız?
Mustafa Yahya COŞKUN mycoskun.ajanda@gmail.com |
|
|
Geçenlerde memleketime gittim. Uzun zamandır görüşmediğim bir arkadaşım: “Ankaralı oldun çıktın…” dedi. “Evet” dedim “Ankaralı oldum”. Sonra düşünmeye başladım nasıl Ankara’lı olunur diye. Buldum…
Ankara İstanbul mukayeseleri hep yapılagelmiştir ve Ankara bu mukayeseden hep mağlup olarak çıkmıştır. İster Ankara’dan İstanbul’a bakın, isterseniz İstanbul’dan Ankara’ya bulacağınız sonuç aşağı yukarı aynıdır. Türkiye’nin başkenti Ankara Dünya başkenti İstanbul’la yarışamaz. (Karşıt görüş için için haber10.com’da yayımlanan Erol Göka’nın ‘Sahi, sizce de çok mu farklı ankara ve istanbul?’ adlı makalesine bakabilirsiniz.) Ankara soğuktur, resmidir, hatta biraz suratsızdır. Hayat mesai saatlerinin arasına sıkışmıştır. İnsanlarına bile sirayet etmiştir bu özellikler. Ne demişler “İnsan yaşadığı şehre benzermiş.” Çok az adam çıkabilir bu çarkın dışına. Çok az insan yıllardır Ankara’da yaşadığı halde İstanbul sokaklarında dolaşıyormuş gibi hareket edebilir. (Ayrıntılı bilgi için bakınız Ebubekir Kurban:) Ankara ancak dostlarla, arkadaşlarla çekilir. Ancak onlarla nefes alınabilir…
Neyse asıl sorumuzu kaçırmayalım da başa dönüp cevap vermeye çalışalım. Bir insanın Ankaralı olduğunu nasıl anlayabiliriz?
Ankara’ya geldiğinde memuriyetle ilgili hiçbir bilgisi olmayan, hatta hangi bakanlığa hangi genel müdürlüklerin bağlı olduğunu bilmeyen ve bu müdürlüklerin ne iş yaptıkları hakkında hiçbir fikri olmayan bir adamı izleyelim. Gün gelecek bu adam bir kravat takacaktır. Zaten o gün yakayı eleverecektir. Fakat diyelim ki henüz kravat takmadı. O zaman kulaklarınızı kabartıp dinleyin. Eğer bu adam ek göstergeden bahsediyorsa, memuriyetle ilgili soruları cevaplıyorsa, hangi kurumda hangi kadronun istisna olduğunu biliyorsa, istisnai memuriyetler için adam öneriyorsa, kurumlararası geçişten bahsediyor ve ve bu geçiş için birilerini araya sokmaktan bahsedebiliyorsa bu adam kesinlikle Ankaralılaşmıştır.
Ankara bir kurban daha almış demektir. 657’nin çıkmaz sokaklarına, dar labirentlerine bir kurban daha girmiş demektir. Artık çıkış yoktur bu labirentten. Artık o adam ne yaparsa yapsın, ne düşünürse düşünsün, fikrilerinin merkezinde 657 vardır. Muhabbetleri muhakkak oraya doğru kayacaktır. Yolu mütemadiyen oradan geçecektir.
Etrafınıza alıcı gözüyle bakın. Birazcık kulaklarınızı kabartın ve şu efsunlu kelimeleri yakalamaya çalışın: “Ek gösterge, 657, istisna, tazminat…” Eğer bir konuşmada bu ve benzeri kelimeler geçiyorsa o adam bir Ankaralıdır.
|
|
|